Kocaeli Üniversitesi Alternatif Gelişim Kulübü [AGEK]

GrafiMT

E-Posta: grafimt@gmail.com

Web Site: http://www.alternatifgelisim.com

Kayıt Tarihi: 2006-10-16 11:17:23

Hakkında: Fırsatım olduğunda anlatacağım ...

GrafiMT tarafından gönderilen yazılar:

Dipte Kalanlar ve Dibi Geçebilenler

11 Mart 2008

Melih Arat yazıyor:

Dünyaca ünlü pazarlama otoritesi Seth Godin “Dip” isminde, fiziksel olarak küçük, mesaj olarak büyük bir kitap yazmış. Dip, sürekli olarak içinde yer aldığımız bir eğriye verilen bir isim.

Seth Godin - Dip

Godin, günlük yaşamımıza hakim olan bir şablon yakalamış. Hemen her alanda yaşadığımız bir sorunu çok açık bir şekilde ortaya koymuş. 1 milyon kişinin katıldığı ve sadece 20 bin kişinin kazanacağı bir sınav düşünelim. Sınav için hazırlanan bir milyon kişiden gerçekten hazırlananları diyelim ki günde 20 soru çözüyor. Giderek performansları iyileşiyor. 20 sorudan 30 soruya, 30 sorudan 40 soruya çıkıyorlar. Ancak 50 soruya ulaştıklarında artık zor gelmeye başlıyor. Daha az televizyon izlemek, daha az arkadaşlarla görüşmek ve daha çok çalışmak gerekiyor. Günde 50 soru yapma çabası acıtıyor ve artık günlük çözebildikleri soru miktarını azaltamıyorlar. 50 soru ve yukarısı aşılmaz bir uçuruma dönüşüyor. İşte sınava hazırlanan 1 milyon kişiden belki 998 bin kişi, bu uçurumdan yukarı bir türlü çıkamıyorlar. Ders çalışmanın getirdiği acıya dayanamıyorlar. Ancak 2 bin kişi kararlı davranıyorlar, giderek çözdükleri soru miktarını artırıyorlar. 50 sorudan 100 soruya, 100 sorudan 200 soruya, 200 sorudan 300’e doğru yükseliyor. Elbette günlük çözülen her soruyla oluşan fazladan yük artıyor bir kısmı 300 soruyu çözmeyi sabitliyor ve bu seviyede kalıyor. Çünkü o kadar çok soru çözmek beyin kaslarını acıtıyor. Bu arada sınavda ilk 50’ye aday olanlar kararlı bir şekilde devam ediyorlar ve beyin kasları isyanda etse günde 700 soruyu görüyorlar. Bu da onlardan birini sınav şampiyonu yapıyor.

Yazının devamını oku »

Yenilikçi Satış Teknikleri

2 Mart 2008

Melih Arat yazıyor:

YenilikçilikÇok katlı büyük bir mağazanın patronu, mağazayı gezerken işe yeni aldığı bir satıcının müşteriyle konuşmasını izler. Müşteri satıcıya sorar: “Sizde küçük boy bir olta var mı?” Satıcı: “Var. Efendim. Yalnız siz dağın eteğindeki göle gidecekseniz, hem küçük boy, hem de büyük boy olta almanız gerekir. Çünkü balıklar kuzey tarafında, bazen de güney tarafında yoğunlaşırlar. Eliniz boş dönmek istemiyorsanız, hem kuzey tarafı için hem de güney tarafı için olta takımı almanız gerekir.” Müşteri: “ikisini de alayım o zaman” Satıcı: Efendim, sizin balıkçı çizmeniz var mı? Eğer yoksa gölden eve eliniz boş dönersiniz. Çünkü balıklara yaklaşabilmek için suyun içine girmeniz gerekir. Özellikle güney tarafında sığ suya girmeden balık avlamak imkansızdır.” Müşteri: “Peki bir çizme de alayım o zaman.” Satıcı devam eder: Efendim, diyelim ki gölün güney kıyısında uğraştınız balık yok, kuzey kıyısında uğraştınız balık yok. Balıklar gölün ortasında ne yapacaksınız? Elinizde olta takımları eve boş mu döneceksiniz? Arkadaşlarınız gülerler size. Sizin bir tane de balıkçı sandalı almanız gerek.” Müşteri düşünür, hakikaten semtine eli boş dönerse arkadaşları onunla alay eder. Müşteri: “Tamam, bir tane de balıkçı sandalı alayım.” Satıcı: “Efendim, sandalı alıyorsunuz, peki römorkunuz var mı? Nasıl götüreceksiniz sandalı?” Bakın siz alacağınız sandal için uygun römork bu.” Müşteri düşünür, römork olmadan sandal göle ulaşamaz: “Tamam bu römorku da alıyorum.” Satıcı: “Efendim, arabanız bir cip mi yoksa klasik binek tiplerden mi?” Müşteri cevap verir: “Binek tip bir arabam var.” Satıcı: “Efendim, bu sandal römorkunu çekmek için sizin bir cipe ihtiyacınız olacak. Bakın burada bu sandal römorkunu çekmek için özel aparatları olan bir cip var.” “Müşteri peki o zaman onu da alayım” demiş. Mağazanın patronu büyük bir hayranlık içinde gizlice izlediği yerden çıkmış, satıcıya sarılmış: “Sen müthiş bir satıcısın. Müşterimiz sadece bir olta alacaktı, sen ona iki olta takımı, bir çift çizme, bir sandal, bir römork, bir cip sattın.” Satıcı biraz yüzü asık şekilde: “ Efendim, siz müdahale etmeseydiniz ona bir de göl kenarında bir ev satacaktım. Üstelik müşterimiz bir olta istemiyordu; eşinin baş ağrısı için bir hap arıyordu. Ben de ona güzel bir hafta sonu geçirmesi için balığa çıkmasını önerdim!”

Yazının devamını oku »

Alfabetik Düşünme Tekniği

29 Şubat 2008

Melih Arat yazıyor:

Diyelim ki, sorunumuz sıra dışı bir sinema salonu açmak. Elimizde büyük bir şehirde sinema salonu açacak kadar bütçe var. Ancak açacağımız sinemanın tanınması ve başarılı olması için birkaç yıl beklemek istemiyoruz. Öyle bir yol olmalı ki, altı ay içinde sinema tanınmalı, konuşulmalı, sevilmeli ve sinemaya gitmek söz konusu olduğunda akla ilk gelen seçeneklerden olmalı. İlk altı ay içinde doluluk oranları yüksek bir sinema salonuna dönüşmeli.

Uygulama Yöntemi

Alfabenin harfleri dikey bir şekilde yazılır . Her harfle ilgili akla gelen kelimeler, harfin karşısına yazılır. Kelimelerin sorunla ilgili olması gerekli değildir ve hatta ilgisiz olması tercih edilir. Ardından her kelime ile sorun arasında bir bağlantı, bir ilişki kurulmaya çalışılır. İşe yarayacak gibi görünen fikirler not alınır. Bütün fikirlerin birlikte kullanılması gibi bir kural yoktur. Yakalanan on-on beş fikirden bir tanesi ya da uyumlu olan birkaç tanesi kullanılabilir. Uygulamaya geçilir.

Küçük bir örnek çalışma için çok sayıda kelime değil, birkaç kelime seçelim: Araba, burç, çocuk, hamak. Sonra bu kelimelerle sorunumuzu bağlamaya çalışalım.

Yazının devamını oku »

Çapraz Düşünme Tekniği

23 Şubat 2008

Melih Arat yazıyor:

Diyelim ki, amacınız ünlü bir müzik yıldızı ile görüşmek. Onun hayranısınız ve mutlaka görüşmek istiyorsunuz. Bunu çılgınlar gibi istiyorsunuz; ama ne yapacağınızı bilmiyorsunuz. Çapraz düşünme yöntemini denemek istediniz. Tekniğin birinci adımı sorunu tanımlamaktı. Bunu hallettiniz.

Tekniğin ikinci adımı, “bir nesne seç” diyor. Hemen çalıştığınız yere baktınız ve önünüzdeki masayı gördünüz. Bir nesne olarak “masa”yı seçtiniz.

Tekniğin üçüncü adımı, “seçilen nesnenin özelliklerini sırala” diyor. Masa dört ayaklı, üç ayaklı ya da tek ayaklı olabilir. Bir tarafı duvara bağlanmış, iki ayaklı modelleri de vardır. Masanın yanında hemen her zaman sandalye ya da tabureler olur. Masada yemek yenir. Masa örtüsü olur. Masa ahşap, plastik, alüminyum ya da başka madenlerden yapılmış olabilir. Her hangi bir nesnenin 40’a yakın özelliği sayılabilir. Kafanızı meşgul etmemek için kısa kesiyorum.

Tekniğin dördüncü adımında nesnenin özelliklerinden çapraz ilişki kurularak geliştirilen sorulara cevap aranılır. Masaların dört ayağı vardır. Bu özellikle sorunumuz arasında nasıl bir ilişki kurabiliriz? Müzik yıldızına ulaşmak için dört yol ne olabilir? Mektup atmak, fiziksel olarak karşısına çıkmak, telefon açmak, e-posta atmak. Bir masa dört ayak üstünde duruyorsa, neden dört yol birden denenmesin. Kendisiyle bir dakikacık dahi olsa tanışma isteğimizi bu dört yolla da bildirmeye çalışabiliriz.

Yazının devamını oku »

İş Başvuruları, CV Yazımı ve Mülakatlar Hakkında

23 Şubat 2008

MülakatBUİK‘in her yıl Mayıs ayında çıkardığı Kariyer Rehberi Dergisi’nde geçtiğimiz yıllarda yayınlanan bir yazıyı burada paylaşmak istiyorum. Yazıda önde şirketlerin üst düzey yöneticilerine iş başvuruları, cv yazımı, mülakatları, işe alım gibi konularda sorular yönetilmiş. Philip Morris İnsan Kaynakları Yöneticisi Merve Karahasan, GlaxoSmithKline İnsan Kaynakları, Citibank Genel Müdür Yardımcısı Vekili Ayşen Özcanoğlu Gündüz, Humanitas İnsan Kaynakları ve Bahar Industrail Foreign Trade Co. Pazarlama Yöneticisi Sibel Ataman soruları yanıtlıyor:

Boğaziçi Üniversitesi mezunlarının diğer okullardakilerden farkı var mı? Boğaziçilileri nasıl değerlendiriyorsunuz?

PHILIP MORRIS: Okulla göre değil kişiye göre değerlendirme yapmak daha doğru. Boğaziçililer genelde şöyle ya da böyle diye bir genelleme yapmak mümkün değil. Ancak okulun sosyal ortamı genel olarak öğrencilerin de sosyalliğini ve girişkenliğini artırdığı için biraz daha girişken ve sosyal oluyorlar denilebilir. Ancak bu da herkes için geçerli bir özellik değil.
GSK: İnsan Kaynakları politikası olarak “doğru işe doğru insan” felsefesini benimsemiş olan GlaxoSmithKline için seçme ve yerleştirme yapılırken eğitim geçmişi, kriterlerden sadece birisidir. Diğer taraftan, Boğaziçi Üniversitesi gibi Türkiye’de yüksek kalitede eğitim veren ve özellikle mezunlarına “öğrenmeyi öğreten” kurumlardan gelen adayları şirketimize kazandırmak tercih ettiğimiz bir durumdur.
CITIBANK: Boğaziçi Üniversitesi mezunları / öğrencileri çok ciddi bir avantaj içinde okuyorlar 4 sene boyunca. Esasen okurken pek fark etmiyor insan. Sosyal anlamda kampüs hayatı Boğaziçi öğrencilerine farklı bir formasyon veriyor bence. Dolayısıyla ister istemez bir adım önce başlıyorsunuz. Mezun olduktan sonra farkı görüyorsunuz. Boğaziçililerin rahatsız edici derecede güvenli olduğunu düşünmüyorum. Sadece kitaplarda öğretilenler değil bence kişilere bir şeyler kazandıran. Sosyal faktörler de bir çok şey kazandırıyor kişilere. Ayrıca Boğaziçi’ne giren arkadaşlar ÖYS’de yüksek puan almış, belli bir çıtanın üstündeki kişiler. Bütün bunlarla B.Ü. bir marka. Kendi adıma da bugün bu noktada olmamda büyük bir etkisi vardır Boğaziçi’nin.

Yazının devamını oku »

Nedir bu net dergisi ?

    Net ortamında hazırlanmış alternatif bir dergi. İlgi çekici, bilgilendirici, motive edici, yardımcı makaleler ve yazılar bu dergide. Editörler mi; hepimiz. Hemen editör olun, ilginizi çeken yazıları paylaşın veya kendi yazılarınızı yayınlayın, zevkini çıkarın. Olmadı mı, o halde yazılara yorum yazın, düşüncenizi paylaşın. Dışarıdan bakmayın, katılın...

Pusula



Öneri