Kocaeli Üniversitesi Alternatif Gelişim Kulübü [AGEK]

‘Hayatın İçinden’ Kategorisi


Sıra Dışı Olmayı Standart Hale Getirmek

17 May 2008

Yazar: GrafiMT | Kategori: Hayatın İçinden | Okunma: 123

Melih Arat yazıyor:

Sıra Dışı OlmakGeniş konferans olarak sunduğum “Sıra Dışı Yaşam Becerileri” programlarında sıkça karşılaştığım bir soru vardır: “Hocam, herkes sıra dışı olursa, sıra dışı olmak sıradanlaşmaz mı?” Cevap: “Sıra dışı olmak yapılan işi farklılaştırmak için akıl katmak anlamına gelir. Herkesin yaptığı işe katacağı akıl da farklı olacağından sıra dışı olan sıradanlaşmaz. Ama herkes sıra dışı olursa yaşamda kullanılan akıl miktarı artar.

Ticaret lisesinde paranın tarihini anlatacak bir öğretmen, müzelerde çektiği para fotoğraflarıyla ders işliyor. Bir biyoloji öğretmeni Doğa Tarihi Müzesi’nde ders işliyor. Bir edebiyat öğretmeni çocuklara belirli dönemlerin özelliklerini anlatabilmek için farz edin ki şu dönemin şairisiniz, o dönemin şairi gibi şiir yazın diyor. Bir matematik öğretmeni sınıfa getirdiği bardak, kalem, toka gibi cisimlerin hacimlerini hesaplayalım diyor. Bir fizik öğretmeni madeni bir paranın yere düşmesinin yarattığı sesin desibelini nasıl ölçeriz diye sınıfta çocuklarla birlikte düşünüyor. Şimdi bu öğretmenlerin her biri kendi dersleriyle ilgili sıra dışı bir yöntem buluyor. Bunları ayrı ayrı buldukları bu yöntemler, bu insanları sırı dışı olmak adına sıradanlaştırıyor; ama buldukları toplum için katma değer oluşturuyor.

Yazının devamını oku »

Dipte Kalanlar ve Dibi Geçebilenler

11 Mar 2008

Yazar: GrafiMT | Kategori: Hayatın İçinden | Okunma: 224

Melih Arat yazıyor:

Dünyaca ünlü pazarlama otoritesi Seth Godin “Dip” isminde, fiziksel olarak küçük, mesaj olarak büyük bir kitap yazmış. Dip, sürekli olarak içinde yer aldığımız bir eğriye verilen bir isim.

Seth Godin - Dip

Godin, günlük yaşamımıza hakim olan bir şablon yakalamış. Hemen her alanda yaşadığımız bir sorunu çok açık bir şekilde ortaya koymuş. 1 milyon kişinin katıldığı ve sadece 20 bin kişinin kazanacağı bir sınav düşünelim. Sınav için hazırlanan bir milyon kişiden gerçekten hazırlananları diyelim ki günde 20 soru çözüyor. Giderek performansları iyileşiyor. 20 sorudan 30 soruya, 30 sorudan 40 soruya çıkıyorlar. Ancak 50 soruya ulaştıklarında artık zor gelmeye başlıyor. Daha az televizyon izlemek, daha az arkadaşlarla görüşmek ve daha çok çalışmak gerekiyor. Günde 50 soru yapma çabası acıtıyor ve artık günlük çözebildikleri soru miktarını azaltamıyorlar. 50 soru ve yukarısı aşılmaz bir uçuruma dönüşüyor. İşte sınava hazırlanan 1 milyon kişiden belki 998 bin kişi, bu uçurumdan yukarı bir türlü çıkamıyorlar. Ders çalışmanın getirdiği acıya dayanamıyorlar. Ancak 2 bin kişi kararlı davranıyorlar, giderek çözdükleri soru miktarını artırıyorlar. 50 sorudan 100 soruya, 100 sorudan 200 soruya, 200 sorudan 300’e doğru yükseliyor. Elbette günlük çözülen her soruyla oluşan fazladan yük artıyor bir kısmı 300 soruyu çözmeyi sabitliyor ve bu seviyede kalıyor. Çünkü o kadar çok soru çözmek beyin kaslarını acıtıyor. Bu arada sınavda ilk 50’ye aday olanlar kararlı bir şekilde devam ediyorlar ve beyin kasları isyanda etse günde 700 soruyu görüyorlar. Bu da onlardan birini sınav şampiyonu yapıyor.

Yazının devamını oku »

İnsan Değişir mi?

23 Şub 2008

Yazar: GrafiMT | Kategori: Hayatın İçinden | Okunma: 327

İnsanlar kitap okuyarak, kursa giderek, öğüt dinleyerek ya da kendi istekleriyle değişebilirler mi? Öncelikle kritik bir düzeltme yapmak gerekir bu soruyla ilgili. İnsanlar değil, insanların davranışları, özellikleri değişir; insanların bir bütün olarak değiştiğini söylemek çok doğru olmaz.

Yine de soru ortadadır. İnsanların davranışları, özellikleri değişir mi? Rahmetli annemin arkadaş toplantılarında arada sırada duyduğum unutulmaz sözlerden biri şudur: “Otuz yıldır uğraşıyorum, şu adamı değiştiremedim.” Bu sözden, bir eşin diğer eşin davranışlarını değiştirmesinin ya da bir kişinin davranışlarını değiştirmesinin çok kolay olmadığı sonucuna varabiliriz

Bir insanın davranış değişikliğini gerçekleştirmesi üç aşamalı bir sürecin tamamlanmasına bağlıdır.

  • İlk Aşama: Zihniyet Değişikliği
  • İkinci Aşama: Davranış / Eylem Değişikliği
  • Üçüncü Aşama: Sonuçların Değişmesi / İstenilen Sonuçlara Erişilmesi

Birçok örnekte, insanlar bu üç aşamalı sürecin en önemli birinci adımını atlayarak, ikinci ve üçüncüyü sağlamaya odaklanıyorlar. Ancak birinci aşamadaki değişim olmadan ikinci ve üçüncü aşamaya geçmek gözlemlediğim örneklerde pek mümkün olmadı.

Yazının devamını oku »

Kırmızı Mandallar

13 Ara 2007

Yazar: fburcakaki | Kategori: Hayatın İçinden | Okunma: 261

İçimde birikti eskiler. Bulursam eskileri alan değerbilir bir eskici hepsini vereceğim. Karşılığında aldığım kırmızı mandallarla yeni fotoğraflar, yeni coşkular, yeni hüzünler asacağım. Kırmızı mandallarla astığım yenilerle ben de yepyeni olacağım. Kırmızı mandalları elime aldığımda yüzüme bir gülümseme yayılacak, adımı anımsamayacağım. Kendime bir isim bulacağım; bana denizi, ormanı, dağları hatırlatan bir isim olacak. Arkama bakmadan yürüyüp gideceğim; kendime yemyeşil, rengarenk bir bahçe bulacağım, ayaklarım çıplak toprağa basacağım. Hafif bir rüzgar aklımı başımdan alacak; kimim, neyim bilemeyeceğim.Kendime yeni kimlikler edineceğim. Sonra derin bir nefes alacağım, anne karnından çıktığımda aldığım ilk nefes gibi ciğerlerime dolduracağım havayı. Gülümseyerek, kahkahalarla alacağım bu nefesi ciğerlerime, enerjim tüm evrene yayılacak. Yeni notalar asacağım kulaklarıma, yeni renkler asacağım gözbebeklerime, yeni dokunuşlar konduracağım parmaklarımın ucuna, yeni tatlarla şenlenecek dilim ve ben kendimi yepyeni hissedeceğim. Eskilerimi hiç aramayacağım. Bazen rüyalarımda karşılaşacağım eskilerle, yüzleri çok tanıdık gelecek ama nerede karşılaştığımı bilemeyeceğim bir türlü. Sabah uyandığımda buruk bir hisle merhaba diyeceğim rüyamı hatırlayarak. “Sahi neydi, kimdi o tanıdık gelen hayaller. Yoksa bir önceki yaşamımdan yansımalar mı?” diye düşüneceğim. Sonra yüzümü güneşe verip yeni başlayan günle unutup gideceğim gördüklerimi. Arkadaşıma telefonda anlatıp yorumlamasını isteyeceğim akşam gördüğüm rüyayı. Gülüp geçeceğim anlattıklarına ve yenilerimle güne devam edeceğim.

Yazının devamını oku »

100 Yaşına Kadar Yaşamak!

22 Eki 2007

Yazar: GrafiMT | Kategori: Hayatın İçinden | Okunma: 243

Yakından tanıyanlar biliyorlar. Yaşamayı çok seviyorum. Erken kalkmayı, bir yerleri keşfetmeyi, yeni şeyler öğrenmeyi, insanlarla olmayı, onlara yardım etmeyi, hayallere sahip olmayı ve bu hayalleri projeye dönüştürüp gerçekleştirmeyi. Böyle olunca da ne günlük zaman yetiyor, ne de yıllar. Şimdiden uzun yıllar yaşamayı istiyorum; hatta konuşurken 150 yıl yaşayacağımı söylüyorum. Şimdiden de sağlığıma, yediklerime ve içtiklerime dikkat etmeye, uzun ve sağlıklı yaşam hakkında okumaya başladım.

Uzun yaşama konusunda örnek alabileceğimiz insanlar var. Japonya’nın Okinawa adasında yaşayan insanlar, dünyanın en uzun ömürlü insanları. Ortalama 81,2 yıl yaşıyorlar ve dünyanın 100 yaşını geçmiş en çok insanı Okinawa’da yaşıyor.

Peki nasıl oluyor da Okinawa’daki insanlar yüz yaşına kadar yaşıyor? Okinawa Programı isimli kitap, Okinawa’daki insanların nasıl yaşadığını anlatıyor. 25 yıl kadar süren bir incelemenin sonuçlarına göre, Okinawalılar dünyanın geri kalanından farklı tercihler yapıyorlar.

Yazının devamını oku »

Nedir bu net dergisi ?

    Net ortamında hazırlanmış alternatif bir dergi. İlgi çekici, bilgilendirici, motive edici, yardımcı makaleler ve yazılar bu dergide. Editörler mi; hepimiz. Hemen editör olun, ilginizi çeken yazıları paylaşın veya kendi yazılarınızı yayınlayın, zevkini çıkarın. Olmadı mı, o halde yazılara yorum yazın, düşüncenizi paylaşın. Dışarıdan bakmayın, katılın...

Pusula



Öneri