Kocaeli Üniversitesi Alternatif Gelişim Kulübü [AGEK]

Kırmızı Mandallar

13 Ara 2007

Yazar: fburcakaki | Kategori: Hayatın İçinden | Okunma: 261

İçimde birikti eskiler. Bulursam eskileri alan değerbilir bir eskici hepsini vereceğim. Karşılığında aldığım kırmızı mandallarla yeni fotoğraflar, yeni coşkular, yeni hüzünler asacağım. Kırmızı mandallarla astığım yenilerle ben de yepyeni olacağım. Kırmızı mandalları elime aldığımda yüzüme bir gülümseme yayılacak, adımı anımsamayacağım. Kendime bir isim bulacağım; bana denizi, ormanı, dağları hatırlatan bir isim olacak. Arkama bakmadan yürüyüp gideceğim; kendime yemyeşil, rengarenk bir bahçe bulacağım, ayaklarım çıplak toprağa basacağım. Hafif bir rüzgar aklımı başımdan alacak; kimim, neyim bilemeyeceğim.Kendime yeni kimlikler edineceğim. Sonra derin bir nefes alacağım, anne karnından çıktığımda aldığım ilk nefes gibi ciğerlerime dolduracağım havayı. Gülümseyerek, kahkahalarla alacağım bu nefesi ciğerlerime, enerjim tüm evrene yayılacak. Yeni notalar asacağım kulaklarıma, yeni renkler asacağım gözbebeklerime, yeni dokunuşlar konduracağım parmaklarımın ucuna, yeni tatlarla şenlenecek dilim ve ben kendimi yepyeni hissedeceğim. Eskilerimi hiç aramayacağım. Bazen rüyalarımda karşılaşacağım eskilerle, yüzleri çok tanıdık gelecek ama nerede karşılaştığımı bilemeyeceğim bir türlü. Sabah uyandığımda buruk bir hisle merhaba diyeceğim rüyamı hatırlayarak. “Sahi neydi, kimdi o tanıdık gelen hayaller. Yoksa bir önceki yaşamımdan yansımalar mı?” diye düşüneceğim. Sonra yüzümü güneşe verip yeni başlayan günle unutup gideceğim gördüklerimi. Arkadaşıma telefonda anlatıp yorumlamasını isteyeceğim akşam gördüğüm rüyayı. Gülüp geçeceğim anlattıklarına ve yenilerimle güne devam edeceğim.

Yazının devamını oku »

Etkisiz İnsanların 7 Tipik Özelliği

1 Ara 2007

Yazar: GrafiMT | Kategori: Kişisel Gelişim | Okunma: 284

Amerikalı bir araştırmacı, etkisiz insanların 7 tipik özelliği nedir diye merak etmiş ve aşağıdaki sonuçlara ulaşmış. Yedi temel özelliğin başlıkları araştırmacıya, başlıkların altındaki açıklamalar da bana ait. ‘Tepkiseldirler.’

Gelişme ve değişim yaratmak yerine, başkalarının yaptıklarına tepki verirler. Bir şeyler olur ve üstüne konuşurlar ya da harekete geçerler. Bu tepkisel yaklaşımlar, önemli ölçüde sorgulanmayan bir kültüre, kısa vadeli çıkarlara dayanır.

‘Açık bir hedefle çalışmazlar.’

Geleceğe ilişkin açık ve net bir hedefleri bulunmaz. Tepkisel yaklaşımlar aslında, hedefsizliğin bir sonucudur. Vizyon, yapılan işin kendisidir. İşin nasıl yapılacağı, ne olduğundan daha önemlidir. Üstelik ‘işi yapmak gerçekten gerekiyor mu’ sorusuyla uğraşılmaz, hatta bu soru çoğu zaman akla bile gelmez. Nasıl sorusu, ne ve niçin sorularını önemsizleştirmiştir.

Yazının devamını oku »

100 Yaşına Kadar Yaşamak!

22 Eki 2007

Yazar: GrafiMT | Kategori: Hayatın İçinden | Okunma: 243

Yakından tanıyanlar biliyorlar. Yaşamayı çok seviyorum. Erken kalkmayı, bir yerleri keşfetmeyi, yeni şeyler öğrenmeyi, insanlarla olmayı, onlara yardım etmeyi, hayallere sahip olmayı ve bu hayalleri projeye dönüştürüp gerçekleştirmeyi. Böyle olunca da ne günlük zaman yetiyor, ne de yıllar. Şimdiden uzun yıllar yaşamayı istiyorum; hatta konuşurken 150 yıl yaşayacağımı söylüyorum. Şimdiden de sağlığıma, yediklerime ve içtiklerime dikkat etmeye, uzun ve sağlıklı yaşam hakkında okumaya başladım.

Uzun yaşama konusunda örnek alabileceğimiz insanlar var. Japonya’nın Okinawa adasında yaşayan insanlar, dünyanın en uzun ömürlü insanları. Ortalama 81,2 yıl yaşıyorlar ve dünyanın 100 yaşını geçmiş en çok insanı Okinawa’da yaşıyor.

Peki nasıl oluyor da Okinawa’daki insanlar yüz yaşına kadar yaşıyor? Okinawa Programı isimli kitap, Okinawa’daki insanların nasıl yaşadığını anlatıyor. 25 yıl kadar süren bir incelemenin sonuçlarına göre, Okinawalılar dünyanın geri kalanından farklı tercihler yapıyorlar.

Yazının devamını oku »

İkinci Şans

9 Eyl 2007

Yazar: GrafiMT | Kategori: Hayatın İçinden | Okunma: 285

Her yeni doğan gün aslında insanlara yeni bir yaşam kurmak ve değişmek için ikinci bir fırsat veriyor. Bir dergi bu konuları işlediğim İkinci Şans başlıklı seminerimle ilgili söyleşi yaptı. Ondan bazı bölümleri paylaşmak istiyorum.

Seminerinizin ismi ‘İkinci Şans’. Niçin seminerinize böyle bir isim seçtiniz?

İkinci şans her şeye yeniden başlama fırsatıdır. Birçok insan yaşamında ikinci bir şans ister. Sıklıkla ikinci şans, bir başarısızlığın ardından istenir. Bir sınavda başarısız olursak ikinci şans isteriz. Eşimizle sorunlar çözülmez hale geldiğinde, keşke evlenmeseydim ya da başkasıyla evlenseydim deriz. İşimizi yönetirken başarısız olursak, keşke öyle yapmasaydım da, şu şekilde yapsaydım deriz. Bazen çok öfkelenir, kırarız birisini. Başa dönmek için ikinci bir şans isteriz. Her seferinde alternatif hareketi yapabilmek için ikinci bir şansı isteriz.

İkinci şansın içinde bulunduğumuz dönemle bir ilişkisi var mı?

İçinde bulunduğumuz 2000’ler, tam bir değişim dönemi. Daha önceki yaşama alışkanlıklarımız, iş yapma yöntemlerimiz işe yaramıyor. Hatta bugün yaşanılan sorunların birçoğu, eski yaşama alışkanlıklarımızı bugüne ve geleceğe taşımamızdan kaynaklanıyor. Hala eski usullerle çocuk yetiştiriyor, çalışıyor, müşterilerimize hizmet veriyoruz. Geçmişin alışkanlıklarında ısrar edenler mutsuzlar, başarısızlar, zarar ediyorlar… İşte bunların hepsini değiştirmek için ikinci bir şansa ihtiyacımız var.

Her zaman ikinci bir şans verilmiyor ama?

Yazının devamını oku »

Deneylerden Yaşam Dersleri-4

31 Tem 2007

Yazar: GrafiMT | Kategori: Kişisel Gelişim | Okunma: 300

Anasınıfı öğretmeni, önüne 40 kadar kitap yığmış, elinde üç parça, kenarları 40 santim olan kare şeklinde üç karton var. Kartonlardan birini gösterip çocuklara, bunun, önündeki kitapları kaldırıp kaldıramayacağını soruyor. Çocuklar, kitapların çokluğuna ve kartonun cılızlığına bakıp “Kaldıramaz.” diyor.

Anasınıfı öğretmeni elindeki kartonu alıp 10 santim yüksekliğinde kenarları olan, içi boş bir sütuna dönüştürüyor. Masanın üstündeki kitapları birer birer bu sütunun üstüne koymaya başlıyor. Karton inanılmaz bir şekilde hiçbir kırılma olmadan 20 kitabı rahatlıkla taşıyor. Ancak 32. kitaba gelince karton kırılıyor.

Ardından öğretmen elindeki ikinci kartonu üçgen bir kesitli, yine ortası boş bir sütuna dönüştürüyor. Sonra da tekrar kitapları bu sütunun üstüne dizmeye başlıyor. 33. kitap konduğunda sütuna hiçbir şey olmuyor. Üçgen formlu sütun, kare sütundan daha dayanıklı görünüyor. 34, 35, 36 derken, 37. kitapta bu sütun da yıkılıyor. Çocuklar hayretle öğretmenlerini izlerken, öğretmen son kartonu alarak çember oluşturacak bir şekilde kıvırıyor ve çember şeklinde bir sütun elde ediyor. Tekrar kitapları sütunun üstüne dizmeye başlıyor. Otuz sekizinci kitabı koyduğunda sütun hâlâ son derece kuvvetli görünüyor. 40 kitabın hepsini sorunsuz bir şekilde taşıyor. Öğretmen yandaki odadan bulduğu 10 kitabı da daha getiriyor. Bu kitapları da diğer 40 kitabın üstüne koyuyor ve sütun 50 kitap taşıdığı halde hiçbir sorun olmuyor. Ardından çocuklara “Kare sütun, üçgen sütun ve çember sütun, bu formların hangisi en güçlü?” diye soruyor. Çocuklar çember sütunun en güçlüsü olduğunu söylüyor.

Yazının devamını oku »

Nedir bu net dergisi ?

    Net ortamında hazırlanmış alternatif bir dergi. İlgi çekici, bilgilendirici, motive edici, yardımcı makaleler ve yazılar bu dergide. Editörler mi; hepimiz. Hemen editör olun, ilginizi çeken yazıları paylaşın veya kendi yazılarınızı yayınlayın, zevkini çıkarın. Olmadı mı, o halde yazılara yorum yazın, düşüncenizi paylaşın. Dışarıdan bakmayın, katılın...

Pusula



Öneri