Kocaeli Üniversitesi Alternatif Gelişim Kulübü [AGEK]
24 Eki 2006
Yazar: GrafiMT | Kategori: Yaratıcılık/Fikirler | Okunma: 481
“Bu yazımız Tunç Kılınç’ın izni ile Fikir Atölyesi’nden alınmıştır”
Bir açık artırma sitesinde 31 YTL fiyatla satışa konan bir tanga 5 saat içinde 1.250 YTL edecek değeri bulur mu? Hatta 50 bin YTL veren çıkar mı? Açık artırmanın olduğu sayfa üç gün içinde 85 bin ziyaretçi çeker mi?
Ve bu daha sonra da gazetelerde, radyolarda ve internette gündem olur mu?
Olur. Hem de nasıl…
10 gün önce Bilkent Üniversitesi İşletme Fakültesi’nde okuyan bir öğrenciden mail aldım. Şunları söylüyordu;
‘Bir gün kendi kendime, kendim için nasıl bir fark yaratabilirim, bunu nasıl ispatlayabilirim diye düşündüm. Amacım sadece ileride CV’me yazabilecegim birşey yapmaktı. Mülakatlarda ‘Neden sizinle calışalım?’, ‘Yaratıcı mısınız?’ gibi sorulara cevap verecek bir şeyleri yine üniversite hayatımda yaptıklarımla göstermek istedim.
Ve aklıma ‘kullanılmış bir tangayı’ satışa çıkarmak geldi. Daha önce Türkiye’de yapılmamış birşeydi ve ünlü olmayan birinin tangasına hazırladığım pazarlama stratejisiyle ilgi çekebilir miyim diye düşündüm.’
Mail’inin geri kalan kısmında da bu stratejinin ileride hedeflediği faydayı sağlayacak biçimde şekillendirilmesi konusunda akıl danışıyordu.
Mütevazi yaklaşımı, samimiyeti ve tabii daha önemlisi ‘fark yaratma’ odaklı düşünce şekli hoşuma gittiği için konuşmaya başladık. Beni en çok etkileyen yanı ise - fikirlerini sadece etrafta konuşmak yerine - uygulama cesareti göstermiş olmasıydı. Hem de henüz daha sadece 21 yaşında olmasına rağmen.
Daha sonra tanıdıkça gördüm ki; bu genç adamın beyninin çalışma şekli, yaratıcılığı, cesareti ve girişimci ruhu herkese ilham verecek türden. O zaman bu paylaşılmalıydı; ben de öyle yapmaya karar verdim.
Düşünce şekli ve yaptıklarıyla hayatında fark yaratmış kişileri konuk etmeye çalıştığım 20 Soruluk Söyleşiler’de onun da yer alması doğal bir sonuç oldu.
Olası önyargıların geleceğini olumsuz etkilemesinden çekindiği için açık ismi yerine ‘PG’yi kullanıyor. Pazarlama adına yaratıcılığını test ettiği bu projenin, ahlak ve etik anlamda yanlış anlaşılma ve suistimal edilme riski var gerçekten. Az sayıda da olsa çıkan bazı yorumlar bu yönde olmuş bile. Ayrıca ‘Böylesi daha keyifli’ diyor. ‘Bazı tanıdıklarım gelip bana ‘ya duydun mu tanga olayını?’ diye anlatıyor. Onları dinlerken ve hiç bilmiyormuşçasına sorular sorarken çok eğleniyorum. Daha bilgece geliyor gizli kalmak’. (Peki neden ‘PG’? İsminin baş harfleri olmadığını söyleyebilirim!)
Google’dan masumane bir tanga fotoğrafı… İçinde çok ironi taşıyan bir ilan metni… İmajı yanlışta olsa ilgi uyandıracak ve insanların dikkatini çekecek bir şey… ‘Üniversite öğrencilerinin yaptıkları dikkat çekiyor, o zaman onu kullanmak lazım…’ diyor PG: ‘Kendi üniversitemin o dışarıdaki paralı tikiler imajı bu iş için çok uygundu. Herkes içerideki öğrencilerin çok paralı, servetini ortaya saçan, gerizekalı ordusu ve kızlarının ise hepsinin güzel olduğunu düşünüyor ama sonuçta hepsi yanlış. Ben de bunu alıp, popüler ve seksi ama parasını bitirmiş bir kızın tangasını satarak okuma yakarışı haline getirdim. Hani eskilerin ‘seni okutmak için gömleğimi bile satarım’ sözünü aldım ‘okumak için tangamı satıyorum’ modeline getirdim.
Ama yetmezdi, kendisi hakkında konuşulmasını sağlayacak bir kaç şey daha koymalıydım. Bu biraz da abartı olmalıydı, o yüzden giyilmiş halde kargoya verilmeli ve şu sıcak yaz günlerinde absürd bir şekilde iki gün giyilmeliydi’.
Bu şekilde ilan metnini hazırlamış ve özellikle de bunu erkek iç çamaşırı reyonuna koymuş. GittiGidiyor’da açık artırma fiyatını ‘31 YTL’den açarak espri anlayışını da bizlerle paylaşmış! Kulaktan kulağa olması için ise ince eleyip sık dokumuş.
Reklam stratejisi için de ‘MSNden sadece bir arkadaşa ‘bak bir forumda ne buldum’ diye ilan sayfasının url’sini yolladım. Onun başkalarına yayacağını adım gibi biliyordum. Daha sonra ise çok az kişinin girdiği bir forum sayfasına ‘Bakın ilginç bir şey buldum’ diye ilanı post ettim’.

Bundan sonra da ‘sabah ola hayrola’ diyerek gidip uyumuş. Ertesi sabahı ise şöyle anlatıyor: ‘Sabah uyandım, ilk iş olarak ilan sayfasına baktım. İlan sayfasına 10 bin küsür kişi bakmıştı ve verilen fiyat 100 YTL idi. Fiyat azar azar ama sürekli artıyordu ve dakikada 500 insan sayfaya bakıyordu. Ekşi Sözlük’ü açar açmaz sol frame’de ‘Bilkentliden kullanılmış tanga’ başlığında bu konu hakkında harıl harıl entry girildiğini de gördüm. Bir anda düşündüğüm şey olmuş, kendi kendisinin reklamını yapar hale gelmişti ilan. Ben duyurmak için hiç uğraşmadım.’
Sonra bir sürü forumda bu konunun tartışıldığını görmüş ve fark etmiş ki bu ilan bir şeye de çok iyi dikkat çekmiş: ‘Cinsel açlığa!’
Evet, cinsellik ilgi çeker ama burada cinsellikten öte şeyler var. Ortada en çok satan tüm gazetelerin arka kapağında gördüğümüz seksi kız resmi yok, ancak bu ülkedeki fetişistleri de unutmamak gerek.
Yine de, satıcısının kız olduğundan bile emin olunmayan tangaya bu kadar talep olması ilginç. Fiyat birkaç saat içinde ciddi bir teklif olan 1.250 YTL’yi buluyor. O zamana kadar talep eden kişi sayısı 32. Ondan sonra ise birkaç kişinin 50 bin YTL teklif vermesiyle iş çığırından çıkıyor ve site açık artırmayı durdurma kararı alıyor. Açık artırmanın durdurulmasına rağmen ilk üç günde 85 bin ziyaretçi incelemiş ilan sayfasını. Bu arada medyada patladı olay. Bazı okuyucular olayı dejenere olmakla suçlarlarken bazıları da yaratıcı bulmuştu.
Şimdi bundan sonrasının planını hazırlamış. Erkek olduğunu ilk günden beridir açıklamak aklındaymış. Ama ilanın etkili olması için Hürriyet’te çıkacak habere kadar saklamış erkek olduğunu. ‘Bu sırada her yerden röportaj teklifleri geliyordu; onlara erkek olduğumu açıklayınca daha da ilgilerini çekti’ diyor. Zaten erkek olduğu öğrenilince bu olayın bir kat daha ilgi çekeceğini ve hafızalarda daha çok yer edeceğini planlamış. Sonrasında Esquire ve Hürriyet gazetesiyle anlaşmış. İsim ve yüz çıkmadan röportaj verme konusunda anlaşmışlar.
Bu arada bunun sürekliliğini sağlamak için bir yöntem düşünmüş: ‘Evet bu tarz şeyler ilgi çeker ve kendinden bahsettirir. Ama ben bunu başından beridir bir pazarlama projesi olarak düşündüğüm için bunu sadece burada bırakamazdım. Yani bu tarz haberler sabun köpüğü gibidir ve hemen unutulur. Bana göre pazarlama dikkat çektiği halde bunu satışlara yansıtmıyorsa, o kadar başarılı değildir. O yüzden tangayı değil ama başka bir şeyi satışa dönüştürebilir miyim diye düşündüm. Para kazanmak ya da ucuz yoldan köşeyi dönmek gibi bir gayem yoktu. Sadece bunu da iyi yönetebildiğimi kanıtlamak istedim’ diyor.
‘Ne kadar kopya olsa da aklıma ilk olarak Alex’in yaptığı piksel satışı geldi. Burada şu noktada kendi öz eleştirimi yaparak daha yaratıcı bir şey bulabilirdim diye düşünüyorum. Ama insanlar o zaman bu ilanı da para kazanmak için verdiğimi sanacaklardı. Fakat bu aslında bir kabiliyet testinden başka bir şey değil. O yüzden sadece pazarlamanın satışa dönüşmüş halini de göstermesi ve kanıtlaması açısından kare satışı mantıklıydı. Beklediğim kadar da satış oldu ve bu pazarlama-satış olayını kanıtlamaya yetti. Zaten kopya bir siteyle daha fazlasının kazanılmayacağını biliyordum.’
Cinsel açlık konusuna dönüyor tekrar: ‘Garip olan; ben Türkiye’de hep halı altına süpürülen bir şeyi de açığa çıkardım. Bir tanga parçasına 1.250 YTL teklif etmek ne demek! Hadi onu geçelim, site açık artırmayı durduktan sonra insanlar site üstünden mesajlarla tangaya talip olmaya devam etti. Hatta bazıları ahlaksız tekliflerle bile geldi. Hani cidden niyetiniz tanga satmak olsa orada alacak çok aç insan var. Sonuçta bir tanga nedir ki?! Acınacak halde hepsi’ diyor.
Blog’unda da bunlardan bahsederken bu tanga ilanını bir ‘tangalı mor inek’ olarak görüyor. Bunun dejenere olmakla alakası olmadığını da söylüyor: ‘Televizyonda ve bir çok yerde zaten bu imajların birbirine kaynaşması olan bir şey. Tarkan’a kola içirmekten veya seksi bir kıza dondurma yalatmaktan farkı yok bunun.’
Şimdi gelin; çıkış amacı ‘fark yaratma’ konusunda kendini sınamak ve aynı zamanda mezun olduğunda, özgeçmişine okurken gerçekleştirdiği yaratıcı projelerini yazabilmek olan bu 21 yaşındaki öğrencinin ‘tanga’dan çıkardığı pazarlama derslerini kendi ağzından dinleyelim:
“Bu yazımız Tunç Kılınç’ın izni ile Fikir Atölyesi’nden alınmıştır”
Yorum yazın